Fark Yaratan Anne Baba

Yazının orijinali 19 Mart 2018’de yayınlanmıştır.

Fark Yaratan Anne Baba? İdealinizdeki çocuğu yetiştirmek.

Çok iddialı. Fark yaratıyor muyum? Çocuğumu iyi yetiştiriyor muyum? İdeal çocuk nedir?

Bundan 1 ay önce Okul Tercih Fuarı’nda bir söyleşideydim. Sevgili Yaprak Yapsan moderatörlüğünde, Neslihan Erdoğdu ile beraberdik. Okul nasıl seçilir ve çocuk nasıl büyütülür, bunları konuştuk.

Neslihan Erdoğdu kim mi?

“Fark Yaratan Anne-Baba” nın yazarı. Güzel bir kitap yazmış. Ben de onunla bir röportaj yapma fırsatını kaçırmadım doğrusu.

Bahar Anahmias: Neslihan Hanım bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Fark Yaratan Anne Baba’yı yazmak nereden aklınıza geldi?

Eğitime yabancı olmayan bir insanım. Sosyoloji mezunuyum. Mezun olduktan hemen sonra bir dershanecilik serüvenim oldu. 18 senelik uzun bir serüvendi. Kayıt kabulden, rehber öğretmenlik, öğretmenlik ve dershane müdürlüğüne kadar dört aşamada gerçekleşti. Bu 18 yıl içerisinde 1000’lerce veli ve 1000’lerce öğrenci gördüm.

2007’den beri de milliyet blog da yazıyorum.

İnsanlara ulaşmak ve onlara doğru bir şeyler söylemek konusunda bir derdim var. Çünkü biriktirdiğim çok şey var.

Son 12 yıldır koçluk yapıyorum ve daha çok iş dünyasında çalışıyorum. İş dünyasında da insanlarla çalışıyorum. Çalıştığım o insanları da bir anne baba yetiştirdi. Koçluk sırasında fark ettim ki, o andaki mevcut sorunun gerisine gidip baktığımızda yine aslında onun yetiştirilme tarzı, ailesi gibi şeyler ortaya çıkıyor.

Neredeyse 30 yıl olan iş hayatımda hep şikâyet etmeye başladığımı fark ettim.

Çocuklar ne biçim, nasıl yetiştiriyorlar bu çocukları gibi…

Kendimi şikâyet ederken bulduğum bir süreçte dedim ki; şikâyet edeceğine elin kalem tutuyor, yazmayı da seviyorsun otur yaz bari birilerine katkın olsun, belki bir faydan olur. Şikâyeti kitaba dönüştürdüm, aslında kitap biraz öyle çıktı.

Bahar Anahmias: Bu ilk kitabınız değil. Sizin aslında bir kitabınız daha var. Öyle değil mi?

Evet. Aslında Fark Yaratan Anne Baba ikinci kitap. İlk kitabım “Adım Adım Sınav Yolculuğu” sınav süreci hakkında. Bu kitapta hem ebeveyn hem de çocuk açısından sınavı eş zamanlı bir yaklaşımla ele alıp, taraflara ayna tutmak istedim. Ancak bu kitap benim hayatımın biraz çalkantılı dönemine denk geldi, okuyucularla buluşturmak için ona pek emek harcayamadım.

Bu kitabıma emek harcamaya çalışıyorum ki okuyucularla daha çok buluşsun, anne babalarla daha çok buluşsun diye.

Bahar Anahmias: Nasıl bir fark yaratmak istediniz Fark Yaratan Anne Baba ile?

Ben 2006 da koçluk eğitimi aldım ve koçluk eğitimiyle, koçluk becerilerimle kızımı yetiştirmeyi birleştirdiğimde bunun çok faydasını gördüm.

2010 da boşandıktan sonra ben eğer koçluk bilmiyor olsaydım belki de çocuğumla, hem de tam kızımın ergenlik döneminde süreci bu kadar iyi yönetemeyebilirdim.

Ama koçluk benim hayatımı kurtardı.

Fark Yaratan Anne Baba tamamen koçluk kurgusuyla yazılmış bir kitap.

Artık bilgiye ulaşmak kolay, açıyorsun on saniyede bilemedin otuz saniyede istediğin bilgiye ulaşabiliyorsun. Ben orada daha çok soru sorup insanların kendi gerçeklerini bulup, kendi gerçeklerini yazarak, kendi stratejilerini bulmasını sağlamaya çalıştım. Dolayısıyla da kendi hayatımdan örnekler var, keşkelerim var, üzüntülerim var.

Bahar Anahmias: İlk sayfalarda kitabınızda kendinizden örnek veriyorsunuz.

Günün birinde kızımdan “Ne işe yaradı ki, seninle hiç anım yok” cümlesini duyana kadar, her şeye rağmen fena sayılmam diyordum.

Şimdi baktığımda keşke evde yemek olmasaydı da kızım bana, anne akşamları eve geldiğinde ne güzel vakit geçirirdik, ne çok gülerdik deseydi. O zaman ne yemekler yapıyordum acaba hiçbirini hatırlamıyorum. Şimdi ne kadar önemsiz.

Benim için keşke demek için çok geç ama sizin için geç olmayabilir.

diyorsunuz….

İçimi çok acıtan bir şey ama gerçek, bu da böyle bir şey. Belki onu okuyan, kendini deli gibi işe adamış bir anneye dokunursam ben ve onu aydınlatırsam ne mutlu bana çünkü baktığınızda ben ayamadım. Bana söyleyenler oldu etrafımda “Bak çocuğunu ihmal ediyorsun, dikkat et bu iş hayatı, bu kadar kaptırma kendini”. Ben gece onlara kadar çalışıyordum, sabah 8, cumartesim yok pazarım yok. Eğitimlerde anlatırken “şuursuzca çalışmışım” diyorum. Ne oldu? Pişmanım. Kaçırdım mı kaçırdım, telafisi yok, telafisi işte şimdi. Kitabımla. Ne bileyim, “kendi kendimi avutma” dersen belki de öyle.

Ama en azından birileri bundan ilham alırsa ne mutlu bana. Böyle bir fikirle çıktı bu kitap.

Kitabın içinde başka anekdotlar da var. Bilmem onları da gördünüz mü? Bir gün bir alışveriş merkezinde büyük meşin bir topu süren bir çocuğa annesi “sana burada o topla oynanmaz diyen olursa sana ne de” dedi.

Ondan sonra oturdum sıvadım kollarımı, çünkü biz hep çocuklara kızıyoruz, peki bu çocuklar gökten zembille inmedi bu çocukları yetiştiren birileri var. O zaman dedim ki anne babalara ben bir şey yazmalıyım ama işte bunu yazarken biraz onları ayıltmalıyım dedim ve böyle bir yolculuk başladı sürüyor.

Bahar Anahmias: Çok güzel bir hikaye. Kitabınızda bazı hikayeleri de ara ara serpiştirmişsiniz onlar da hoşuma gitti.

Kitabınızın genel havası koçluk üzerine. Ama sizin bir dershane ve sınavlara çocuk hazırlama geçmişiniz de var. Bu kitabı yazarken oradan da yola çıktığınızı söylediniz. Sınava hazırlanan çocuklarda ne problemler gördünüz? Biraz açabilir misiniz?

Tabi, anne babanın kafasında bir formül var yani, bir format var. Çocuğu da onu tutturmaya çalışıyor.

Çocuğun gerçekleri ile anne babanın istekleri örtüşmüyor, beklentileri örtüşmüyor. Aslında anne babanın beklentileri güncel değil.

Bugün ilkokula başlamış çocukların%65 inin gelecekte yapacağı meslek henüz icat edilmedi.

Bahar Anahmias: Katılmamak elde değil. Hep konuştuğumuz şey: Bu dönemin şartları ve istekleri farklı.

Aynen öyle. Mesela benim kızım sosyal medya yöneticiliği yapıyor. Şimdi bundan on beş sene önce sosyal medya yöneticiliği diye bir şey var mıydı yoktu. Bana sorsalar, kızın ne olacak diye yani sosyal medya yöneticisi olacak demezdim. Dolayısıyla her şey değişiyor, bu değişime uyum sağlayacak bir şekilde anne babanın yetiştirmesi lazım.

Fakat anne babalar kendi yetiştirilme şablonlarının ötesine çıkamıyorlar ve de araştıramıyorlar yapanları da vardır tabi onları tenzih ediyorum, ama azınlıktadırlar, yüzde ikiyi beşi geçmez.

Onun dışındaki herkesin derdi kaç puan aldı, sınıfta kaçıncısın işte senin önüne kim geçti, şu üniversite bu bölüm… hala buradalar.

Bahar Anahmias: Diğer türlü olmak isteyen, kutunun dışında düşünen anne baba bile bu sistemden ayrılamıyor. Bu sene benim kızım üniversiteye girecek yine sınavlar var, bir ölçme değerlendirme olayı her zaman var. Bundan kaçamıyoruz ama bunu çocuğun gerçeğine entegre etmek lazım.

Benim çocuğum Koç’a, Sabancı’ya, Boğaziçi’ne girsin, yurt dışına gitsin. Peki. Ama sen bir çocuğuna bak bakalım çocuğun içinde aslında ne var?

Yine benim kendi kızımdan örneğim var orada, OKS ye hazırlanıyordu. Ertesi gün de üniversite sınavları açıklandı, biz de yazlıktayız benim yanımda 2 kılavuz var. Ben kızımı tanıyorum tabii ki gözlemsel olarak, o ara avukat olacağını söylüyordu. Avukat falan olamaz hiç öyle bir tarafı yok ama ben ona asla sen avukat olamazsın gibi bir şey demedim. “İlayda bak farz et ki zaman tüneline girdik, hop lise bitti ve sen üniversite tercihi yapıyorsun.” dedim “Hangi üniversitelere girmek istersin bir düşün bakalım” dedim. Zaten ben çocuğun mühendis olamayacağını, tıp okuyamayacağını biliyorum, bunları koydum bir kenara, hukuku bile yapamayacağını biliyorum.

O kılavuzu incelerken bana hep gazetecilik ve reklamcılık, halkla ilişkiler gibi alanlarla ilgili sorular sordu. Dedim ki “İlaydacım bak iletişim meslek lisesi var, benim oradan çok öğrencim vardı. Aydın Doğan İletişim Meslek Lisesi,” dedim “Böyle böyle bir okul, istersen şimdiden başlamış olursun. Ama bu meslek lisesi, sen sonra dersen ben psikoloji okuyacağım , geçemezsin.” Ben bunu anlatırken çocuğun gözleri bir parladı bir parladı neyse sonra Aydın Doğan İletişim Meslek Lisesi’ne girdi ve ben 4 sene İlayda’yı unuttum. O kadar keyif aldı. Tam onun özelliklerine uygun oldu; yazma kabiliyeti var, konuşma kabiliyeti var.

O kadar tepki aldım ki sen ne biçim eğitimcisin insan çocuğunu meslek lisesine verir mi diye. Kolejden %75 burs kazanmıştı ama ben şimdi çocuğu vereceğim oraya ve 4 senesi boşa gidecekti ne gerek var? Mutlu oldu, başarılı oldu şu anda da kendi sevdiği işi yapan bir birey olarak hayata atıldı. Ben baktığımda bu noktada çok iyi bir anneyim doğru gözlemledim ve yönlendirdim. Ben mutlu bir yetişkini hayata katmış oldum, şimdi benim bir hırsım olsaydı ya ben dershaneciyim benim çocuğum en iyi olsun yapsaydım ne olacaktı?

Bahar Anahmias: Veliler arasında da sosyal bir baskı oluyor; sen oraya mı yolladın ben buraya mı yolladım? Dışarıda kalmak isteseneniz bile an geliyor diyorsun ki acaba bir şeyden geri mi kalıyorum? Size olmadı mı?

Olmaz olur mu? Oldu. Ama işte o gerçeği kırmak lazım. Bizim gibi insanların o gerçeği kırması lazım.

Ben görüyorum 30, 35 yaşında mutsuz, ben bu işi yapmayacağım diyen kişiler var. Çok iyi bir şirketin çok iyi bir pozisyonunda, iyi bir para alıyor, seyahatleri var. Dışarıdan baktığında imreniyorsun ama mutlu değil neden çünkü ona uygun bir meslek değil.

İşte bu da bir sosyal sorumluluk, bunu bilen gören deneyimlemiş bir anne olarak, yetişkin olarak o anneleri aydınlatmak bence bizim sorumluluğumuz. Bir şekilde yapmalıyız bunu çünkü o yol, yol değil.

Bahar Anahmias: Anneler için bazı şeyleri kabul etmek çok kolay değil. Uluslararası bir firma olan Henkel’de çalıştım uzun seneler. Benim bölüm müdürüm Alman lisesi ve ODTÜ mezunuydu. TEOG sınavları zamanında “ benim oğlum sınava girmeyecek ” dedi. “Niye?” dedim “E, yapamaz” dedi “Mutsuz olur ben böyle bir şeye girsin istemiyorum” dedi.

Ben de o sırada genç aklımla daha anne de değilim garip gelmişti, inanamamıştım. Ama şu anda çok iyi anlıyorum, çocuğuna doğru bir yol çizdi, hiç o hırslara kapılmadı ama herkes bunu yapamıyor. Bunu nasıl becerebiliriz sizce?

Çocuğunu seven anne baba bunu yapmalı. Nasıl yapabiliriz ?

Birincisi önce çocuğumuzu biz keşfedeceğiz sonra kendisini keşfettireceğiz.

Biz keşfettiğimizde beklentimizi bu defa doğru yere koyarız öyle değil mi? Ben çocuğumu keşfedememiş olsaydım onu iletişim meslek lisesine yönlendirebilir miydim?

Bahar Anahmias: Sizin burada çok büyük bir avantajınız vardı, rehberlik geçmişiniz. Elinizden başka çocuklar geçiyordu. Bu da size bir bakış açısı kazandırdı. Anne babaların elinde sadece bir çocukları ve bir tecrübeleri var.

Ama bence anne babalar o kadar meraklı ki. Kitabım dolayısıyla instagramdan birçok anne takip ediyorum.

Anne ve babalar bu kadar hassas, çocuğun yemesine içmesine o kadar uğraşıyorsa gözlemlemek için, keşfetmek için de uğraşacak.

Marifet yedirmek değil ki büyümeyen çocuk yok ama ruhu doymamış, aklı, kalbi doymamış ve keşfedilmemiş o kadar çocuk var ki.

Çocuk nerede mutlu, nerede kendini unutuyor, neyi tutkuyla yapıyor…

Image for post

Ellerine veriyorlar bir tableti her yerde o tablet. Ben geçen gün doktora gittim bir baktım yanda bir kız çocuğu elinde kocaman bir tablet, bak o çocuk şimdi ne doktor görüyor ne hemşire görüyor. Orada gözlemleyemiyor orası aslında onun için bir laboratuvar. Belki doktoru önlüğü görecek hoşuna gidecek ve ben de bunun gibi olayım diyecek. Dolayısıyla anne babalar önce bir kendilerine bakmalılar ki çocuklarını nasıl keşfediyorlar.

Bahar Anahmias: Tablet olayı önemli bir konu. Çocukların ellerine vermeyi de bırakmalıyız ama biz de kontrollü kullanmalıyız. Biz diyoruz ki; ama emailime baktım, ama mesajlar gelmişti vs. vs. Çocuk bunu bilemez ki.

Bu noktada çocuğa örnek olmak lazım. Dış dünyayı tanıması ve keşfedebilmesi için evden çıktığında tablete olmazsa çevreyi, insanları gözlemleme fırsatı olur.

Tablet modern çağ bakıcısı

Tablet yaratıcı değil, tüketici.

Bu şekilde ruhu da, zihni de kalbi de beslenmiyor. Ondan sonra diyoruz ki hadi bakalım al sen bu testi çöz. O kadar tezat ki ve ben git gide her şeyin zorlaştığını kötüye gittiğini düşünüyorum. Bu oyunlar çocuğa değeri vicdanı öğretmiyor, burada öldürerek puan alıyor.

Bahar Anahmias: Bence tek problem o da değil. 17 senedir anneyim. Son 10 senedir gözlemlediğim bir olay var; Anne ve baba hemen her şeyi outsource yapmaya çalışıyor. Anne babalığı, şoförlüğü, ev bakımını, öğretmeyi başkalarına devrediyor.

Her yere şoförle giden çocuklardan bahsediyorum.

Ders çalışmak için küçücük yaştan öğretmen tutulan çocuklardan bahsediyorum.

Parka, yuvaya, oyuna anne veya baba müsait olsa bile hep yardımcı ablayla yollanan çocuklardan bahsediyorum.

Anne baba olmaya karar veriliyor. Ama nasıl anne baba olacağına insanlar karar vermiyor. Herşeyin kolayına kaçıyorlar.

Bir seyahate çıkacağınız zaman bile bir rota çiziyorsunuz; önce Barselona, oradan Madrid’e geçeriz vs. vs. Anne ve babalık da nasıl anne baba olacağınıza karar vermeniz lazım.

Image for post

Değerlerden bahsediyorsunuz ben de tam ona vurgu yapmak istiyorum. Çünkü çocuk olduktan sonra hangi anne baba oturup ya bizim bu çocuğumuz nasıl bir çocuk olsun. Bu nasılın içini mühendis, avukat bilmem ne olarak doldurmuyorum.

Nasıl derken doğayı seven, vicdanlı, dürüst kendini ifade edebilen bir çocuksa o zaman ne yapacak anne baba? Bunun içini dolduracak şekilde kendi davranacak ve o çocuğa o değerleri aşılayacak. Böyle olduğu zaman biz daha az sorun konuşmaz mıyız?

Bahar Anahmias: Bunun için anne ve babanın profiline bakmak lazım, yeni jenerasyon anne babaların çoğunda bu yok. Burada bu değerleri verirken seçtiğiniz insanın da aynı değerlerden konuşuyor olması lazım. Siz yardımseverliğe, iyiliğe önem veriyorsunuz, o paraya değer veriyorsa o zaman o sofrada her zaman para konuşulur. Anne ve baba olarak ortak değerleri konuşmak lazım.

Orada bir tutarlılık oluşması lazım, onu da anne babanın bu konuda oturup senin değerin ne benim değerim ne ikisi nerede buluşuyor diye bu çerçevede o çocuğu büyütmeye niyet etmesi lazım. İdealinizdeki çocuğu yetiştirmek bu aslında. İdeal çocuk yetiştirme başlığını da beğenmiyorum aslında insanlar kitapta buna takılıp rahatsız olup bakmamış olabilirler.

İdeal çocuk yetiştirmek, böyle bir şey yok ki.

Mükemmellik kaygısı hepimizde var mesela ben çalışan anne olarak hep kendimi suçladım, ben iyi bir anne mükemmel bir anne olamadım çünkü çocuğum geldiğinde onu kek börek kokuları karşılamadı. Ama mesela bunu ne zaman dönüştürdüm çok seneler sonra.

Bahar Anahmias: Peki, fark yaratan anne baba olmak ne demek? Doğurmaya karar verdiğiniz andan itibaren böyle bir sorumluluk alıyorsunuz. Sadece saçıyla gözüyle değil işte dünyaya yararlı olsun, faydalı bir birey olsun diyen genç anne baba “Fark Yaratan Anne Baba” dır diyebilir miyiz?

Ben bir cümle kullandım

“Hayat ileriye doğru yaşanır geriye doğru anlaşılır”

Ben geriye doğru anladıklarımdan bunu yazdım ve çok önemsiyorum. Her şeyi çok hızlı öğreniyoruz, bilgiye çok hızlı ulaşıyoruz. 52 yaşında, 23 yaşında bir çocuk sahibi, 30 yıldır eğitimin içinde binlerce genç, çocuk, anne, baba görmüş birinin sözlerini anlamlı bulanlar varsa oturup bunu yapsınlar.

Keşke ben bunu o zaman biliyor olsaydım, keşke ben böyle bir annelik yolculuğu yapmış olsaydım, çok isterdim.

Ama ben yapamadım şu anda hamile olanlar, çocuğu küçük olanlar için bile yapılacak çok şey var.

Çocuk kaç yaşında olursa olsun çok kaybedilmiş bir şey değil ama bu kitap en kıymetli kim için derseniz hamileler için.

Hamileyken tamam çok merak ediliyor onu mu yiyeyim bunu mu, o pilates bu nefes, buna itirazım yok ama bir de bu işin annelik “Ben nasıl bir anne olacağım? Bu çocuğu nasıl yetiştirmek istiyorum? Nasıl bir çocuğum olsun istiyorum?” bunları da sorgulayarak o yolculuğa çıkarlarsa onlar için şahane olur.

Biz hep ortaya çıkan sorunları sonradan çözmeye çalışıyoruz ya çocuğum sorumsuz ödevlerini yapmıyor.

Ee bu çocuk şimdi 11 yaşında mı ödev yapmamaya başladı hayır bu çocuk bebekliğinden itibaren sorumsuz, o halde bundan şikayet etmemek için ben bu çocuk dünyaya geldiği andan itibaren ne yapmalıyım?

Bebek diyoruz anlamaz çocuk büyüyünce nasıl olsa yapar ama böyle bir şey yok.

Psikoloji bize diyor ki 3 yaşına kadar çocuklara ne aktarırsanız %80 o dur.

Bu çok kıymetli.

3 yaşından sonra çocuk laf anlayınca ben ona anlatacağım, hayır.

Çocuğa hayır demesini sınır koymasını 3 yaşından sonra öğretebiliyor musunuz? Hayır.

Ama 6–7 aylıkken dokunmaması gerektiğini söylerseniz “hayır”ı anlar. Anne baba bu bilinçteyse şimdiden bunu eker.

Bahar Anahmias: Anne babaların aslında çok ciddi bir “anne baba okulu”na gitmesi lazım.

Ben ne bilinçli anneler biliyorum erkek çocuğuna sırf erkek olduğu için “sana vururlarsa sen de vur yavrum” diyen. Oğlum olmadığı için bilemiyorum belki böyle bir psikoloji var.

Ama hakkını savunmayı böyle mi öğretmen lazım? Şiddete karşılık şiddetle?

Anne baba okulunun çok ciddiye alınması. Belki de sosyal sorumluluk olarak bunu yapmak lazım.

Keşke yapılsa keşke olsa ben vallahi bu konuda seve seve katkı sunarım. Bu o kadar önemsediğim ve içimi sıkan bir konu ki. Evvelden biz ne öğrendik? Apartmanda komşunun kızına bakılmazdı. Mahallenin kızı korunurdu. Şimdi öz baba çocuğuna zarar verebiliyor. Sinirlerim bozuluyor. Psikolojim bozuluyor. Bu noktaya bu toplum nasıl geldi? Eğitimsizlikten geldi, aile terbiyesi olmamasından.

Aile terbiyesi dediğimiz şey de değerler; mesela yalan söylenmez vs.

Bahar Anahmias: Değerler ailede öğreniliyor. Yeni nesil aileler değerlerin okulda öğrenildiğini zannediyor.

Büyük kızım üçüncü sınıftayken rehberlikle bir görüşmeye gitmiştik.

Rehber öğretmen sohbet esnasında bana aynen şöyle demişti “Bahar Hanım biz çocuklara nasıl oturulur, kalkılır, söz alınır öğretiyoruz. Bunlar şimdiki çocuklarda eksik.

Çünkü ailenin tek yaptığı çocuğunu o kurstan bu kursa götürmek. Ailece bir vakit yok, aile sofraları yok, modern aile olmak bu demek değil ki.”

Modern aile anlayışının özü ne özgür çocuk yetiştirmek, ne de kuralsız çocuk yetiştirmek.

Kural güven yaratır, kural olmadan o çocuk nerede ne yapacağını bilemez.

Dolayısıyla burada bir mentalite problemi var. Geçen bir akrabamın torunları masada oturuyorlar bir tanesi dörde gidiyor ayakları masaya koymuş, diğeri bir bir buçuk yaşında o da ayaklarını koymuş. Anneleri de fotoğrafını çekmiş Facebook’a koymuş “Şu ayakları yerim”. Siz orada yemek yiyorsunuz, anne baba onu yaparsa bu çocuk nerede öğrenecek değerleri?

“Aile ilk mezun olunan okul” bunu bir yerde okumuştum çok hoşuma gidiyor.

Aileler bence gerçekten anne babalık sorumluluğunun farkında değil, yalnız bırakıyorlar çocuğu. İşin ambalaj kısmını ön plana koyuyorlar.

Çocuk sahibi olmak ne demek bunun kaç kişi farkında ve kaç kişi bunun sorumluluğu ile hareket ediyor, çok az.

Şikayet ettikleri her şey için dönüp kendilerine baksınlar ve ben nerede hata yapıyorum diye? “Çocuğum çok dağınık” bakın bakalım o bu hale nasıl geldi…Ya sizden gördü ya da onun için her şeyi yapmaya başladığınız için o yapmıyor.

Bahar Anahmias: Peki son söz olarak, fark yaratan anne baba kitabınızdan ne öğütlemek isterdiniz?

Ben geçen hafta bir eğitim yaptım “fark yaratan anne baba atölyesi”. Orada şöyle bir reçete verdim fark yaratmak istiyoruz peki nasıl yapacağız bunu?

Keşfederek/ Keşfettirerek;

Image for post

anne baba bu ortamı yaratmalı ve çocuğunu bir madenci gibi ince ince keşfetmelidir. Keşfetmek fark yaratan anne baba olabilmenin ilk koşulu. Keşfetmediğinizde ezberler üzerinden gidiyorsunuz. Şu arkadaşım keman kursuna götürüyor ben de götüreyim, öbür arkadaşım kodlama kursuna götürüyomuş ben de. Asıl cevap çocukta..

Gözlem ve izleyerek;

gözlemlemek hissettirildiğinde çok rahatsız edici olabilir. ancak aile bu zihniyette olduğunda çok doğal bir şekilde yapabilir, arkadaş konuşmalarından, parkta, markette her yerde gözlem yapılabilir. Gözlem yapıldığında ise bir şeyleri yakalamış oluyorsunuz.

Sıkılmasına izin vererek,

Evet doğru duydunuz. Sıkılmaktan bahsediyorum, çocukların sıkılacak hiç zamanı yok, her dakikaları dolu ve çoğu onların tercihi değil. Sıkılmayan çocuk, araştırma durumuna giremez ve kafası yeni şeylere doğru akmaz. Bu yüzden belki de sıkılma saatleri ayırmak lazım:)

Merak duygusunu canlı tutarak;

Image for post

hepimiz biliriz dünyayı tanımaya ve anlamaya başladığı zamanlarda çocuklar sorarlar, bıkmadan usanmadan sorarlar, bizim de çok işimiz olduğundan hep geçiştiririz onları ve zamanla sormamayı ve merak etmemeyi öğrenirler. Şu anda çok küçük yaşta çocuğu olanlar lütfen çocuklarına daha fazla sabır göstersinler. Bu o kadar kıymetli ve sonraki zamanlara dair bir kaynak ki..

Fırsat vererek;

çocukların beceri geliştirmesine fırsat vermek çok önemli. Her şeyi yapan şimdilerde helikopter aile denilen aileler çocuklarını “yetersizlik” duygusuna mahkum ediyorlar. Her şeyi onlar yapıyor, her şeyi. Çocuk elini sıcak sudan soğuğa sokmuyor ve de ilk zorlukla karşılaştığında anne babanın kucağına koşuyor. Anne babaların çok iyi niyetle yaptıkları bu davranışlar güçlü bir silah olarak ters tepiyor ve yazık ki çocuğun hayatına önemli sorunlar yaratıyor.

Bahar Anahmias: Neslihan Hanım bu güzel ipuçları ve bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim…..

Ben teşekkür ederim.

Bahar Anahmias

Bir Kahve Molası

Anneler ve mentorların buluşma noktası www.i-mom.org

This image has an empty alt attribute; its file name is indir.png
This image has an empty alt attribute; its file name is 1*XPqYIINM3_TQgxQkvwQhKw.png

Bahar Üner Anahmias

Dijital Marka Stratejisti - DIGIBRANDING, Eğitimin Geleceği danışmanı, yazar, öğrenmeye ve öğrendiklerini paylaşmaya aşık, 2 güzel genç kızın ve 1 4 ayaklının annesi, 1 yakışıklının da eşi.

WhatsApp